10 Şub 2010

sıyrılmak lazım

Aşağıdaki üç paragrafı Elif Şafak'ın Bit Palas isimli romanının 357'inci sayfasından alıntılıyorum. Çok hoşuma gittiği ve benim de kendimi bir nevi konsekutiv dormanz haline sokmuş olduğumu, çevresel koşullar düzelmiş olsa da hala bu halden çıkmamış olduğumu ve artık bu sığ safhadan kurtulmam gerektiğini hatırlattığı için sizlerle paylaşmak istedim. Beni sözleriyle sarsan elçime de buradan teşekkür ediyorum. Kitabı da okumanızı tavsiye ederim... Edebî anlatım olarak değişik bir lezzet bıraktı benim dimağımda.

Nadya, pis kokulu kehribar çantanın içini son kez gözden geçirip, fermuarını çekti. Televizyonu kapattı. Çantanın içini boşaltırken çıkardığı Karagöz kuklaları sitemle baktılar atıldıkları köşeden. Başka bir bavul alabilirdi gerçi; ama nedense bunu istemişti. Gidiyordu. Dormanz sona ermişti.

Tıpkı böcekler gibi, insanların da birer ekolojik potenzleri vardır: yani dayanabilirlik sınırları. Bu sınırlar içinde karşılaştıkları kötü çevre koşullarına yaşam işlevlerini sınırlamak suretiyle tepki gösterirler. Böylece, vücutlarındaki mekanizmaları her zamankinden az ya da farklı çalıştırır ve bu sayede, metabolizmalarını maruz kaldıkları yeni duruma göre ayarlarlar. Böylesi konsekutiv dormanz hali, belli bir yaşam çemberi içinde herhangi bir zamanda ve herhangi bir evrede ortaya çıkabileceği gibi, defalarca kez tekrarlayabilir de. Örneğin, bazı böcek türleri kış mevsimini, yumurta halinde değişik larva evrelerinde geçirerek atlatırlar. Soğuk havaları savıncaya kadar, değişimlerini durdurmak yahut yavaşlatmak suretiyle, madde değişimlerini sıfıra indirirler. Ne var ki, uzun vadede gelişmenin devam edebilmesi için bu durgunluk evresinin çok geç olmadan sona ermesi gereklidir: Zira çevre koşullarının uygun olmama durumu haddinden fazla uzun sürerse, böceklerin metabolizmalarında geri dönüşü olmayan zararlar ortaya çıkabilir.

Bildiğimiz şeyleri bilebilmek için illa ki bir alamet bekleriz bazen ya da bizi omuzlarımızdan tutup dut ağacı silkeler gibi sarsacak bir elçi, mümkünse uzaklardan gelen. Ama işte her zaman, istediğimiz suret ve ebatlarda olmayabilir gönderilen. Alametin biçiminde yahut elçinin kisvesinde değil, anlamı çözebilmektedir mesele. Nadya Onissimovna da patates lambaları dolabını basan böceklere bakarken, bunca zamandır sürdürdüğü 'Karısı Nadya' halinin bir konsekutiv dormanz olduğu fikrine kapılmıştı aniden. Nicedir yaşam işlevlerini sınırlamış, kapasitesinin altına inivermiş, madde değişimini dondurmuştu. Ve eğer bir an önce bu sığ safhadan sıyrılmaz ise, onun da benliğinde kalıcı hasarlar ortaya çıkacaktı.

1 yorum:

esra dedi ki...

çok güzel güzel olmuş çok beğendim şuan burda sabah yeni kalktım kahvem elimde sabah keyfi oldu benim için selamlar kolay gelsin