4 Haz 2008

blogdaki üçüncü sütun

Uzun zamandır blogla uğraşmadığım için farkında olduğum bir sorunsalı sizlerle paylaşamadım. O da şudur:

Internet Explorer web tarayıcısı ile blogumu ziyaret ederseniz, aşağıdaki iki sütunlu sayfa ile karşılaşıyorsunuz. Sayfamda üçüncü sütun olarak görünmesi gereken kısım, Internet Explorer ile bakıldığında, ikinci sütunun altında yerleşmiş görünüyor.



Halbuki ben sayfa tasarımını üç sütunlu olacak şekilde yaptım ve buradaki yazımda da tanıtmıştım. Firefox web tarayıcısı ile gayet düzgün de gözüküyor. Aşağıda görüyorsunuz.




Size tavsiyem Firefox kullanmanız! Çünkü üçüncü sütunda çok güzel eklentilerim var :)
Çünkü Internet Explorer birçok sayfayı buna benzer deformasyonlara uğratabiliyor.

Bu yazı blogumdaki 101'inci yazım oldu. Mümkün olduğu kadar devamını diliyorum...

3 Haz 2008

cankurtaran demek daha anlamlı geliyor


"Ambulansa nasıl yol verilir?" sorulu bir yazı düşmüş e-posta kutuma. Gerçekten de ambulans sireni duyunca ne yapmak lazım? Tabii ki yol vermek lazım ama nasıl yapılacak bu? Basit görülüyorsa da kaçımız doğrusunu bilip uyguluyoruz ve can kurtarılmasına katkıda bulunuyoruz? Yazıyı aşağıda alıntılıyorum:

Ambulans siren sesine duyarsız bir toplum haline gelmişiz. Hatta bazı araç sürücüleri trafikte ambulans sirenini duyunca hele ambulansı görünce fırsatı kaçırmayıp hemen ambulansın arkasına takılıp bu bedava yol açımından yararlanmaya bile kalkıyorlar!

Tahminimce birçok kişi, o ambulansın içinde bir gün canlarının olabileceğini düşünmemiştir. Düşünen de ne yapacağını bilmiyordur.

Genelde ambulans, sireni çalışırken sol şeritten gider. Siren sesi, sol şeridin açılmasına dair bir ikazdır. Fakat sağ şeritteki araçlar da genellikle bu ikaza aldırış bile etmezler. Nasılsa ambulans kendi arkalarında değildir. Oysa asıl iş, asıl can kurtarma işi sağ şeritteki araçlara düşer. Nasıl mı?

Siren sesini duyar duymaz sağ şeritteki araç duracak. O durunca önünde bir boşluk oluşacak. Oluşan boşluğa da ambulansın yolunu kesen soldaki araba kayacak.
Siren sesinin anlamı bu:

"Sağdaki dur, önünü boşalt. Soldaki bu boşluğa kay, yolumu aç!"

Siren sesini duyduğumuzda sağdayken hiç, asıl durması gerekenin siz olduğunuzu düşündünüz mü?

Bir süre ambulans doktorluğu yapmıştım. Öyle zordur ki içeride saniyelerle yarışırken, ambulans şöförünün yerinde duramadığını ve parmaklarının direksiyona geçtiğini görürsünüz. Haklıdır. Çünkü biz sürekli "daha çabuk daha çabuk!" derken, öndeki araçlar bir türlü ilerleyemez ve şöför sol şeritte olmasına rağmen bir türlü yol alamaz.
Trafik karışır...
Korna sesleri...
Bir karmaşa...
Ambulans sireni ve kriz...
İşte böyle, yaşanmış bir kriz okuyalım:
Ambulans sol şeritten sirenle gelirken, kendi şeritlerinde olmadığı için sağ şeritteki arabalar gayet rahatlar. Oysa bu siren sağ şerittekiler için!
Çünkü sağ şeritteki araba duracak, önünde yer açılacak ki soldaki arabalar bu boşluğa girip sol şeritteki ambulansa yol açsın. Yoksa sağ şerit yol vermeden ilerlemeye devam ederse soldaki arabalar nasıl yol versin ambulansa?

Lütfen bu konuya dikkat edelim ve yukarıda yazılanları hep hatırlayalım. Ambulansın içinde yaşananları hiç öğrenmemeniz dileğimle...

Dr. Tijen Acarkan
Bu soruna bir çözüm de benden. Bu araçlara ambulans değil de cankurtaran denmesi gerektiğini düşünüyorum. Daha anlamlı geliyor ve daha çok harekete geçirici bir ifade! Böylece bir kısım vatandaşımız ambulansın anlamının "trafikte arkasına takılarak hızlı gidilmesini sağlayan bir araç" değil de "acil can kurtarmakla görevli ve yol verilmesi gereken bir araç" olduğunu daha iyi farkeder sanırım.

27 May 2008

haritaya fotoğraflar iliştirilmiş

Bugün google maps üzerinden haftasonu aöf sınavları için görevli olarak gideceğim Batman ilinin haritasına bakmak istediğimde yeni birşey farkettim. Yeni değilse bile ben yeni farkettim diyeyim. Google earth programında bulunan fotoğraf iliştirme olayı (ya da iliştirilen fotoğrafların görülebilmesi) g.maps ile gösterilen haritalarda da yapılmış. Güzel de olmuş yani. g.earth kurmadan direkt olarak g.maps üzerinden haritasına baktığım yerle ilgili fotoğraflara ulaşabildim :)

Aşağıda Türkiye'den bir görüntü...



Kendiniz bakmak için buraya tıklayın...

16 May 2008

galip gelensin


Türkçesi:
Kendini bazen işe yaramaz, hayata küsmüş ve moralsiz (depresif) hissedersen; milyonlarcasının içinde o en hızlı olan ve galip gelen minik sperm olduğunu hep hatırla :)


Nasıl ama? :)

24 Nis 2008

vurdum_onlari_:)

İki katlı bir evde oturan bir karıkoca tam yatmaya hazırlanırken karısı:

-Her halde garajda hırsız var, aşağıdan sesler geliyor der.
Adam camdan sessizce dışarı bakar ve:
-Evet, der. Dışarıda iki kişi var ve bizim eşyaları götürüyorlar...

Derhal polise telefon eder.
— Alo memur bey... Şu anda iki hırsız var ve garajdan eşyalarımızı çalıyorlar.
Acele araba gönderin, der.
Bunun üzerine polis:
- Evin içindeler mi? diye sorar.
— Hayır der adam. Garajdalar...
— Tamam, o zaman içerden kapıları iyice kilitleyin ve ses çıkarmadan
evde bekleyin.
Arabamız olduğunda göndeririz, çünkü şu anda bütün arabalar görevde...

Adam iki dakika sonra polise tekrar telefon eder.
— Biraz önce size garajda hırsız var diye telefon etmiştim ya...
— Evet!
— İkisini de vurdum!

İki dakika geçmeden bir sürü polis arabası ve bir de ambülâns gelir ve
hırsızları suçüstü yakalarlar.
Polisin biri adama yanaşır:
- Hani adamları vurdum demiştiniz?
— Hani siz de şu anda arabamız yok demiştiniz!

16 Nis 2008

değişebilen numaralı ayakkabı

Uzun zamandir yazmıyorum. Biraz beklemedeyim. Nisan ayında da en azından bir yazım olsun.
Biraz zamandan çalarak bu yazıyı hazırladım ve ham formatıyla kendi düzenlemelerimi yapmadan şurada gördüğüm ayak numarası değişebilen ayakkabıdan bahseden yazıyı HemenÇevir'den çevirerek aşağıya ekliyorum. İnsan çevirisiyle makine çevirisi arasındaki farkı gözlemek açısından güzel bir örnek.




Senin çocuğun, herhangi şekilde daha küçük olmuyor. Orada onların yaşlı ayakkabılarına hiçbir giden arka, hangi yollar değildir, her zaman yeni bir çiftin hakkındadır, ve sonra yeni bir tane, lakin başka bir yeni olanı. Sen, senin çocuğunu yeni kumaş ayakkabıların bir çiftine alırsın, ve onlar gelecek hafta, rahat ayakkabıya uymak için onların topuklarını uygunsuz bırakan büyüyen bir fışkırma boyunca gider.

InchWorms gösterisi, senin çocuğunun ayağıyla beraber büyüyerek sabit olarak büyüyen çocuğu yerleştirir. Senin, onların, aynı yaşlı tasarımla ilgilendirdiğini tutarken onun hakkında rahatsız etmek zorunda olduğun tek şey, ve onların, tabanda bir deliği yırtmadığına emin olmak. — Andrew Dobrow
Bu yazıyı ilk gördüğüm kaynağı tekrar vereyim ki çalıntı olmasın...

İşte bu da benim çevirim:

Hepimizin bildiği gibi çocuklar hiç küçülmemek üzere çok hızlı bir şekilde büyürler. Dolayısıyla ayakları da aynı şekilde hızlı bir gelişim gösterir ve daha önceden giydikleri ayakkabıya dönüş gibi bir seçenekleri yoktur. Siz de sürekli yeni bir çift ayakkabı almak zorunda kalırsınız. Fakat bir hafta sonra adeta fışkırarak büyüyen çocuğunuzun yeni ayağı eski ayakkabısında rahat edemez.

Inchworms firmasının ürettiği bu yeni ayakkabılar çocuğunuzun hızla büyüyen ayaklarına göre ayarlanarak numaraları büyütülebilen bir tasarıma sahip. Dolayısıyla, bu ayakkabıları giyen cocuğunuzun ayaklarıyla ilgili endişe edebileceğiniz geriye bir tek şey kalıyor. O da ayakkabıların altının delinip delinmediği :)