24 Nis 2008

vurdum_onlari_:)

İki katlı bir evde oturan bir karıkoca tam yatmaya hazırlanırken karısı:

-Her halde garajda hırsız var, aşağıdan sesler geliyor der.
Adam camdan sessizce dışarı bakar ve:
-Evet, der. Dışarıda iki kişi var ve bizim eşyaları götürüyorlar...

Derhal polise telefon eder.
— Alo memur bey... Şu anda iki hırsız var ve garajdan eşyalarımızı çalıyorlar.
Acele araba gönderin, der.
Bunun üzerine polis:
- Evin içindeler mi? diye sorar.
— Hayır der adam. Garajdalar...
— Tamam, o zaman içerden kapıları iyice kilitleyin ve ses çıkarmadan
evde bekleyin.
Arabamız olduğunda göndeririz, çünkü şu anda bütün arabalar görevde...

Adam iki dakika sonra polise tekrar telefon eder.
— Biraz önce size garajda hırsız var diye telefon etmiştim ya...
— Evet!
— İkisini de vurdum!

İki dakika geçmeden bir sürü polis arabası ve bir de ambülâns gelir ve
hırsızları suçüstü yakalarlar.
Polisin biri adama yanaşır:
- Hani adamları vurdum demiştiniz?
— Hani siz de şu anda arabamız yok demiştiniz!

16 Nis 2008

değişebilen numaralı ayakkabı

Uzun zamandir yazmıyorum. Biraz beklemedeyim. Nisan ayında da en azından bir yazım olsun.
Biraz zamandan çalarak bu yazıyı hazırladım ve ham formatıyla kendi düzenlemelerimi yapmadan şurada gördüğüm ayak numarası değişebilen ayakkabıdan bahseden yazıyı HemenÇevir'den çevirerek aşağıya ekliyorum. İnsan çevirisiyle makine çevirisi arasındaki farkı gözlemek açısından güzel bir örnek.




Senin çocuğun, herhangi şekilde daha küçük olmuyor. Orada onların yaşlı ayakkabılarına hiçbir giden arka, hangi yollar değildir, her zaman yeni bir çiftin hakkındadır, ve sonra yeni bir tane, lakin başka bir yeni olanı. Sen, senin çocuğunu yeni kumaş ayakkabıların bir çiftine alırsın, ve onlar gelecek hafta, rahat ayakkabıya uymak için onların topuklarını uygunsuz bırakan büyüyen bir fışkırma boyunca gider.

InchWorms gösterisi, senin çocuğunun ayağıyla beraber büyüyerek sabit olarak büyüyen çocuğu yerleştirir. Senin, onların, aynı yaşlı tasarımla ilgilendirdiğini tutarken onun hakkında rahatsız etmek zorunda olduğun tek şey, ve onların, tabanda bir deliği yırtmadığına emin olmak. — Andrew Dobrow
Bu yazıyı ilk gördüğüm kaynağı tekrar vereyim ki çalıntı olmasın...

İşte bu da benim çevirim:

Hepimizin bildiği gibi çocuklar hiç küçülmemek üzere çok hızlı bir şekilde büyürler. Dolayısıyla ayakları da aynı şekilde hızlı bir gelişim gösterir ve daha önceden giydikleri ayakkabıya dönüş gibi bir seçenekleri yoktur. Siz de sürekli yeni bir çift ayakkabı almak zorunda kalırsınız. Fakat bir hafta sonra adeta fışkırarak büyüyen çocuğunuzun yeni ayağı eski ayakkabısında rahat edemez.

Inchworms firmasının ürettiği bu yeni ayakkabılar çocuğunuzun hızla büyüyen ayaklarına göre ayarlanarak numaraları büyütülebilen bir tasarıma sahip. Dolayısıyla, bu ayakkabıları giyen cocuğunuzun ayaklarıyla ilgili endişe edebileceğiniz geriye bir tek şey kalıyor. O da ayakkabıların altının delinip delinmediği :)

24 Mar 2008

90/10 sırrı

90/10 Sırrını keşfedin. Bu hayatınızı değiştirecek.

Bir örnek verelim:

Ailenizle kahvaltı yapıyorsunuz. Kızınız, kahve fincanına çarpıyor ve bir fincan kahve gömleğinizin üzerine dökülüyor. Biraz önce olan olay üzerinde hiç bir kontrolünüz yok. Sonradan olacaklar ise sizin davranışınıza göre belirlenecek. Lanet ediyorsunuz. Kahveyi üzerinize döktüğü için kaba bir şekilde kızınızı azarlıyorsunuz. Kızınız üzülüyor ve ağlamaya başlıyor. Kızınızı azarladıktan sonra eşinize dönüyor ve kahve fincanını masanın kenarına çok yakın koyduğu için eleştiriyorsunuz. Bunu kısa bir sözlü tartışma takip ediyor. Öfkeyle üst kata çıkıyor ve gömleğinizi değiştiriyorsunuz. Aşağıya indiğinizde kızınızı, ağlamaktan dolayı kahvaltısını bitirememiş ve okul için hazırlanamamış bir halde buluyorsunuz. Kızınız otobüsü kaçırıyor. Eşinizin işe gitmek için hemen çıkması gerekiyor. Hemen aceleyle arabanıza koşuyorsunuz ve kızınızı okula bırakmak üzere hareket ediyorsunuz. Geç kaldığınız için, saatte 50 km hız sınırlaması olmasına rağmen, saatte 70 km hızla gidiyorsunuz. 15 dakikalık gecikmeden ve hız sınırını aştığınız için ödediğiniz 160.000.000 TL'lık trafik cezasından sonra okula ulaşıyorsunuz. Kızınız size "Hoşçakal" demeden binaya koşuyor. İşyerinize 20 dakika gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak çantasını evde unuttuğunuzu anlıyorsunuz. Gününüz korkunç bir şekilde başladı! Devam ettikçe, kötüleşiyor, daha da kötüleşiyor sanıyorsunuz. Eve gitmeyi dört gözle bekliyorsunuz. Eve ulaştığınızda eşiniz ve kızınızla olan ilişkilerinizde araya sıkıştığınızı sanıyorsunuz.

Neden?

Sabahleyin nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak! Neden kötü bir gün geçirdiniz?

A) Kahve sebep oldu.

B) Kızınız sebep oldu.

C) Polis sebep oldu.

D) Siz sebep odlunuz.

Cevap "D" şıkkı. Kahvenin dökülmesinde sizin bir kontrolünüz yoktu.

Sizin gününüzün kötü geçmesine o 5 saniye içindeki davranışlarınız sebep oldu. Olabilecek ve olması gereken ise şöyleydi. Üzerinize kahve sıçradı. Kızınız ağlamak üzere. Siz nazikçe "tamam tatlım, bir dahaki sefere biraz daha dikkatli olman gerek " diyorsunuz. Havluyu kaptığınız gibi üst kata çıkıyorsunuz. Gömleğinizi değiştirip, evrak çantasını aldıktan sonra aşağıya iniyorsunuz ve aynı anda pencereden kızınızın otobüse bindiğini görüyorsunuz. Kızınız geri dönüp el sallıyor. Siz ve eşiniz ise gitmek için birlikte çıkmadan önce öpüşüyorsunuz. 5 dakika önce işe geliyorsunuz ve çalışma arkadaşlarınıza neşeli bir şekilde selam veriyorsunuz. Patronunuz ne kadar güzel bir günde olduğunuz hakkında konuşuyor. Farka bakın! İki farklı senaryo. İkisi de aynı başladı. İkisi de farklı bitti.

Neden?

90/10 sırrı inanılmazdır! Çok azımız bunun farkındadır.

Sonuç? Pek çok insan gereksiz yere stresten, dertlerden, problemlerden ve baş ağrısından acı çekmektedir. Bu sır nedir? Hayatın % 10'u, sizin başınıza gelenlerden oluşur. Hayatın diğer % 90'ına ise, sizin bu başınıza gelenlere nasıl davrandığınızla karar verilir.

İnsanlar anlamsız şeyler söyler ve yaparlar. İnsanlar hasta olurlar. Arabalar bozulurlar. Uçaklar geç kalır ve bütün planlarımızı alt üst ederler. Trafikte bir sürücü canımızı sıkabilir v.s. Bu % 10'luk kısım tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşir. Diğer % 90'lık kısım farklıdır. Diğer % 90'lık kısmı siz belirlersiniz. Nasıl? Olaylara yaklaşımınızla! Nasıl tepki verdiğinize bağlı olarak. Gerçekten olanların % 10'unda hiç bir kontrolünüz yok. Diğer % 90'ı ise, sizin tepkinizle gelişmekte...

yok boyle geyik

TV'yi açtığım zamanlarda kanalları en az 5 defa baştan sarıp tekrar geziyorum (KabloTv, uydu alıcı, vb hizmetlerden henüz yararlanmıyorum :)). Malumunuz, izlenecek doğru düzgün birşeyler bulmak zor. Şimdi aşağıdaki yazı, bir arkadaşımdan gelmiş. Hoşuma gitti, paylaşayım dedim. Teşekkür ederim Mehmet.
Hande mi yener, Funda mı arar? Hayır! Seray sever.
Bu üçüne önce Nejat işler sonra da Ahmet çakar.
Bu geyik Celal'i bayar, bu geyiğe dayanamayan Ferhat göçer,
Yıllar sonra bunlar tarih olur, o tarihi de Gönül yazar, Mehmet okur.

Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen dileklerin kabul olur. Buna da anca Kadir inanır....

Buyrun! gülelim mi, ağlayalım mı?

29 Şub 2008

matematik

Fıkra:
İki Matematikçi, aralarında mesleklerinin ne kadar önemli olduğunu konuşuyorlar. Sonra içlerinden biri diğerine dert yanıyor:

"Ah azizim ah! Matematiğe yeterince önem verilmiyor. Aslında konuya devlet el atmalı ve Matematik bilmeyenlerden vergi toplanmalı."

Diğeri cevap veriyor: "Sayısal Loto da bu işe yarıyor zaten."

:))))))

Teşekkürler Sedat.

14 Şub 2008

şifre avcılığı



Yukarıdaki e-posta birkaç defa geldi. Benim Akbank Online Bankacılık hesabım yok, hiç olmadı. Bu tür sahte e-postalara aşina olduğumdan hemen gönderilen bağlantının gerçekte nereye bağlantı kurduğuna baktım. Sonuçta Rusya uzantılı bir siteye yönlendiriyordu. Bu bir phishing (şifre avcısı) e-postaydı.

Babylon sözlüğünden;
Phishing, İngilizce "Password" (Şifre) ve "Fishing" (Balık avlamak) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş, kullanılan illegal yollarla bir kişinin şifresini veya kredi kartı detaylarını öğrenmesine denir. "Phisher" diye tanımlanan şifre avcıları, genelde e-mail vb. yollarla şahıslara ulaşır ve onların kredi kartı vb. detaylarını sanki resmi bir kurummuş gibi isterler. Bu "av"a karşılık veren kullanıcıların da hesapları, şifreleri vb. özel bilgileri çalınmaktadır.
Eğer bağlantıya tıklayıp da sayfayı açsaydım, muhtemelen Akbank internet sayfasının bir kopyasıyla karşılaşacaktım ve adrese bakmadıkça sayfanın sahte olduğunu farketmeyecektim. İpucu: Aslında doğru sayfada olup olmadığınızı görmenin çok kolay bir yolu var: Sayfa açılınca hemen adres çubuğundaki adresi inceleyebilirsiniz.

Yukarıda ekran görüntüsünü verdiğim e-postayı, gmail'in bir özelliği olan "report as phishing" seçeneğiyle işaretledim (Reply butonuna basınca açılan listede var).

Birçok bankanın adını paravan olarak kullanan böyle kandırıkçı e-postalardan çok var. Örneğin Birkaç yıl önce, Vakıfbank'tan (gerçek adresi: www.vakifbank.com.tr) gelmiş gibi görünen ve yukarıdaki iletiye benzer bir e-postadaki bağlantıya baktığımda adreslerin "www.vakifbank.com/tr" ya da "www.vaklfbank.com/tr" (i değil küçük L) gibi ilk bakışta yanıltıcı adresler olduklarını farkedip, hemen bir kopyasını müşteri hizmetlerine göndermiştim. Daha sonra bankadan bir uyarı yayınlanmıştı.

Üstelik, sadece bankaların değil, mail hesaplarının ve özel hesapla girilen şifreli sayfaların da böyle kandırıkçı yöntemlerle yani sahte giriş sayfaları yoluyla "sazan" kullanıcıların direkt bilgilerini girmeleri neticesinde ele geçirilebildiğini öğrenmiştim. Bilmiyorduysanız siz de biliyorsunuz artık.

Aman dikkat! Öyle her gördüğümüz bağlantıya balıklama tıklamayalım! Önce sağa sonra sola bakıp pardon önce bağlantının neyin nesi olduğuna bakıp emin olduktan sonra tıklayalım. Küçük bir dikkat, daha güvenli işlem yapmanızı sağlayacaktır.

Bir ipucu: Eğer durum çubuğunuz (status bar) gözükmüyorsa, tarayıcı pencerenizdeki görünüm menüsünden görünür hale getirebilirsiniz. Böylece farenizle herhangi bir bağlantının üzerine geldiğinizde, bağlantının nemenem olduğunu görebilirsiniz.