18 Kas 2008

trafik ve trajedi

Bir arkadaşımın facebook'ta paylaştığı video beni çok etkiledi. Paylaşıma göre Polonya'da, trafik kazalarını önlemek için tüm kanallarda bu video gösteriliyormuş.
Çok moral bozucu ve etkileyici. Ama paylaşmak da bir o kadar gerekli gibi.

"Pay Attention OR Pay the Price"
Dikkat et ya da bedelini öde!





Lütfen trafikte dikkatli olalım :( Videoyu kendi sitesinden izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Paylaşım için teşekkürler Mehmet abi.

12 Kas 2008

matrix windows ile çalışsaydı... [komik]

Buradaki yazıda gördüğüm komik videoyu kendi blogumda da yayınlamak istedim. İngilizcesi gayet net ve anlaşılır geldi bana. Gerçekten güzel ti'ye almışlar. Sonunda da başka bir işletim sisteminin reklamını yapmışlar. Bilin bakalım hangisi! :p



Videonun tümü bence komik ama Morpheus eğitim programını dondurduktan sonra yeniden devam ettiremediğinde "try Ctrl+Alt+Del" deyince koptum. Bir de kahinin kurabiyeleri fırından alırken "i hope you have cookies enabled" deyişi ve Neo'nun sorusuna "sooner or later we all encounter an error" şeklinde cevap vermesi de ayrıca koparttı :)

Videoyu kendi sitesinde izlemek için buradan buyrun.

19 Eki 2008

bir zamanlar sigara

Ülkelerin -biz dahil-, artık yasalar ve yönetmeliklerle sigaradan kurtulmaya çalıştığını hepimiz biliyoruz. Türkiye'de de teorik olarak 2009 ile birlikte artık hiçbir kapalı yerde, -yemek mekanları da dahil- sigara içilemeyecek. Bazı büyük alışveriş merkezleri yemek kısımlarında bu uygulamaya geçti. Örneğin, önceden dumanaltı olmasına rağmen şimdi Es-Park'a gittiğimde nefessiz kalmadan rahatça yemek yiyebiliyorum. Orada yemek pahalı, orası ayrı bir konu gerçi. Zaten yemek için sık gittiğim bir yer de değil. Benim merak ettiğim yerler mahalle kahvehaneleri (Gaaave). Oralar nasıl olacak acaba! :)

Diğer taraftan, açık alanda burnumuza sigara dumanı gelme ihtimalinin artacağını söyleyebilirim. Her neyse, sigara bağımlılığı konusunda toplum olarak nasıl bu raddelere gelindiğini düşünecek olursak, bir sergiden bahsedebilirim:

Geçenlerde 20. yüzyılda yapılmış olan sigara reklamlarının gözler önüne serildiği bir sergi Stanford Tıp Fakültesi tarafından New York'ta açılmış ve internet üzerinden de gezilebiliyor.




Reklamlarda neler kullanılmamış ki!
Doktorlar, bilim adamları, sporcular, uzay adamları, noel baba, din adamları, eğitmenler, gençler, çocuklar, anneler, gibi birçok öğenin sıklıkla kullanıldığı afişler gerçekten iyi yapmış. Ve sergilenen reklamlar, insanlarla dalga geçen sloganlarla dolu. İşte bazıları şöyle:

- Önde gelen üç araşırma şirketinin araştırma sonuçlarına göre, daha çok doktorlar Camels sigaralarını seçiyor. T-bölgeniz size bunu anlatacaktır. Zengin bir tat ve harika yumuşak bir boğaz için Camel'i tercih edin. Eğer Camel içiyorsanız doktorların bu tercihi sizi şaşırtmayacaktır.

- Bilimsel olarak kanıtlanmıştır: İçim sonrası kötü tat yok. daima yumuşak, daha iyi tat, harika duman. Çok iyi bilinen bir araştırma organizasyonunun raporuna göre her zaman Chesterfield!

- Seçkin doktorlar ve fizikçilerce bulunan bilimsel kanıtlara göre; bu güzel tatlı sigara çok daha az tahriş edici ve böylece içicinin burnu ve boğazı için daha güvenli! Philip Morris! Amerikanın en iyi sigarası!

- Tahrişten uzak kalın! Lucky Strike! Sigaralarımız fırınlanarak, boğazı tahriş eden ve öksürüğe neden olan tehlikeli maddelerden arındırılmıştır.

- Diş doktorunuz olarak Viceroy sigaralarını öneriyorum!

- Narin ve güzel olmayı kim istemez! Lucky sigaraları!

- Mentollu Spuds sigaralarına geçmek için 5 neden: boğazınız kuruysa, üşüttüyseniz, ağrınız tatsızsa, sesiniz kısıksa, öksürüyorsanız; filtreli Spud sigaralarına geçmenin zamanı gelmiştir.

- Bilim adamları ve eğitimcilerin tercih ettiği Micronite filtreli, güzel tatlı ve haz veren Kent sigaraları!

- Onu taze mi seversiniz? (mutlu bir hatun resmedilmiş) Ben de! Yumuşak, harika, yavaş yanan ve taze Camel sigaraları hassas zarlıdır. Sigara paketinizin ince şeffaf ppaketini çıkarmayın. Bu paket sigaranızı parfüm ve diğer toz etkilerinden koruyacaktır.

- Çok yumuşak bir sigara: Camels! Bu yüzden Atletler, beyzbolcular, yüzücüler, golfçüler ve diğer sporcular onu tercih ediyor! Sağlıklı sinirlere ve yüksek kondisyona sahip olmak sporcular için çok önemlidir. Bu yüzden yumuşak Camel sigaralarını kullanın.

- Chesterfield sigaraları çeyizinize koyacağınız kadar özenle ve en iyi içim hazzı vermek üzere paketlenmiştir. Doğru bileşim!

- Afişteki bebek: Vay be annecim, Marlboro'nu gerçekten seviyorsun. Afişteki anne: Evet canım, artık asla duman-altı olmayacaksın. Bu Marlboro mucizesi!

- Gençler hedef: Kaliteli tobakko, Philip Morris'i nazik ve yumuşak yapar. Hevesli ve genç hazlar için daha da ince ve hoş tatlı! Genç Amerika'yı takip edin!

Hatta "Turkish Artistic" konulu bir sigara reklamları bile varmış, doğu kültürü ve figürleri üzerine. İşte bir tanesi: (Göbekli bir şah ve dansöz resmiyle) Omar sigaraları! Zengin tat, şapırtılı ve pırıltılı aroma, lezzetli ve yumuşak!

Diş doktorunun tavsiyesini konu alan afişlerden biri:


Birçok ürün reklamında da benzer şekilde yaklaşımlarla tüketicilerin aklı çelinmeye çalışıldı, çalışılıyor ve muhtemelen de çalışılacak. Siz siz olun, ne hakkında olursa olsun, reklamlara kanmayın!

19 Eyl 2008

doğru karar için düşünmek gerek

Sevgili babamdan gelen güzel bir yazı.

Aşağıdaki resimler aynı yer fakat farklı mevsimlerde çekilmiş görüntüler....
Ne görüyorsunuz?


Şimdi güzel bir hikaye geliyor:

Bir zamanlar 4 oğlu olan bir adam varmış. Çocuklarının çok erken karar
vermemeleri ve önyargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş. Böylece her birini uzak bir yerde duran ağacın yanına gidip ona bakmalarını istemiş.

İlk oğlan kışın gitmiş, İkincisi ilkbaharda, üçüncüsü yazın ve sonuncusu da sonbaharda. Geri döndüklerinde hepsini bir araya çağırmış ve ne gördüklerini sormuş.

İlk oğlan ağacın "Çok çirkin, yaşlı ve kupkuru" olduğunu söyledi.

İkinci oğlan "Hayır, yeşillikle doluydu ve canlıydı" dedi.

Üçüncü oğlan başka fikirdeydi: "Çicekleri vardı ve kokusuyla, görüntüsüyle o kadar muhteşemdi ki daha önce hiç böyle bir şey görmemişti.

Sonuncu oğlan hepsinin haksız olduğunu ve ağacın "Meyvelerle dolu, canlı ve hayat dolu" olduğunu belirtti.

Yaşlı adam oğullarına hepsinin haklı oldugunu söyledi. Çünkü hepsi farklı mevsimlerde ağacı görmeye gitmişti.
Onlara bir ağacı veya bir insanı kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra yargılayamayacaklarını anlatmaya calıştı. Ya da neye sahip olup olmadıklarını...

Gerçekleri ancak sonunda 4 mevsimi gördükten sonra görürsünüz.

Eğer kışın vazgeçersen, ilkbaharın nimetinden olursun, yazın güzelliğinden ve sonbaharın bütünlüğünden de...

Bir mevsimin acısının, diğer güzel mevsimleri parçalamasına izin vermeyin.

Hayatınızı(ya da bir başkasını) bir mevsim (bir dönem) yüzünden yargılamayın...

16 Eyl 2008

recaptcha

Internet sayfalarının güvenli sayfalarına girişlerde - çoğunlukla da siteye kayıt olurken - kullanılan ve CAPTCHA denilen bir araç var. Bu araçta, sayfaya kaydolan ya da giriş yapan şahsın bir insan olduğunu doğrulamak için bilgisayar yazılımları tarafından çözümlenemeyeceği kabul edilen bir görüntü gösterilip görüntüdeki karakterlerin klavye ile ilgili kutucuğa girilmesi istenir. Bu işlem sırasında da ortalama 10 saniye geçiyormuş. Şurada, bu süreyi ve işlemi değerlendirerek daha verimli kılmaya yönelik bir uygulama haberinin Türkçesi verilmiş. Açıkçası çok iyi bir fikirmiş (girip okuyun): Paylaşıyorum...

4 Eyl 2008

bir hamal öğretisi

Yine güzel bir yazı, güzel bir ders :) Alıntıdır.

Eski zamanlardı. Yolların olmadığı zamanlar... Demek ki fakirdi bizim gibi çoğunluk, bu nedenle taşınacak yüklere talip olacak hamallar bulmak zor olmuyordu...

Yanımdaki hamalla yola çıktık. İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden 'Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!..'
Nitekim çok geçmeden dedi ki:
- Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!...
- Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!..'
Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini
- Sen de dinlen hadi' dedi.
Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum.
Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında... 'Yükünü indirip sen de dinlen', demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım...
Sonra yine durdu. Bana da dinlenmemi' söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra 'dinlenelim mi' diye sordu, aksi aksi başımı salladım... Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı.
Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek;
- Hadi kalk, dedi. Bana yaslan.
Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz.' Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana.
- Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda....
Halbuki bir yükü 'taşımak' bizim işimiz, 'altında ezilmek' değil!... Unutma ki bir yük, taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun!
Belki günün birinde hamallığın şekli değişir.
Belki o günleri ben göremem.
Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, Kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle...
Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü.
Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil.
Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler...


Mustafa hocama bu yazı için teşekkür ediyorum. Yükümü akşamları bırakmayı unuttuğumu farkettirdi. Tatile çıktım da hiç işe yaramadığını düşünüyordum. Yükümü indirmeden dinlenmek zor tabi...